22 Ocak 2007 Pazartesi

Ölümsüz Gilmour...

Daha ilkokula yeni başlamışken abim sayesinde karıştırmaya başlamıştım Pink Floyd kasetlerini. Kim olduğunu ne olduğunu bilmezdim ama onları dinlemek ayrı bir zevkliydi hep benim için. Kaset kapaklarına bakar bakar anlamaya çalışırdım. İngilizcenin daha adımı söylemekten ibaret olduğu o günlerde şarkı sözlerini bir çocuk için iddialı bir şekilde gerçeğine yakın söylemeye çalışırdım. O zamanki en büyük hedeflerimden biri o adamın orda ne dediğini bir gün anlamaktı.Kaset kapakları bu kadar güzelse iyi bişey söylüyor olmalıydı. Ama zaman geçtikçe ve zamanında üç milyona alınan Prince (adını yanlış hatırlıyosam abim bu yanlışı çoktan düzeltmiştir) adlı elektro gitardan çıkan seslere iyice aşina olmaya başlayınca, dinlediğim şeylerde gitara kulak kesilip ne olup ne bittiğini anlamaya çalışmaya başladım. Bunu yapmaya başlayınca Gilmour'ın sahip olduğu farklı şey ortaya çıkmaya başlamıştı ki bu zaten ortadaydı ama ben yeni yeni uyanıyordum. İlerleyen yıllarda The Wall ile de tanışınca gerisi kendiliğinden gelen bir hayranlıkla kendinden geçme anları oldu.

Onun gitarının her sesi bir büyüye sahiptir. "Dinleyen herkes için bu kadar basit gözüken ama en şatafatlı soloların yaratamadığı o şey Gilmour'ın sololarında nasıl varolabiliyor?" sorusu her zaman çok kafa karıştırmış ama "...abi çünkü o Gilmour!!" denilerek muabbetlere çaresiz son verilmiştir. Gitar çalmakla gitar çalmanın arasındaki fark tamamen odur. Prozodilerin babası, her bilgisayarda wallpaper olası bi insandır. Son iki aydır da "On An Island" albümü MediaPlayer'ımda en çok çalınan şarkılarmış ki bunun da elimde istatistik-i sonuçları var. Neyse albümden bahsetmek gerekirse bir bütünü kaça bölüyorsanız paya da bir o kadar koyun. Dört dörtlük, orda on, muhteşem, ruh doyurucu.. Ses çeşitliliği her zamanki gibi bu albümde de var. Ve bütün albüm tek bir şarkıymışçasına akıp gidiyor. Senfoni zaten çok güzel olacağı belli bir albümü daha da güzelleştirmiş. Herhangi bir pazar sabahı dinlenecek en güzel albüm.. Ağaran saçlara inat daha da iyisiyle geleceğine eminim. Çünkü o ölümsüz...

Yakında konseri gözükmüyor ama pöpüler olup aynı hızda sönen bütün gereksizliklerin aksine şarap gibi yıllanmaya devam etmektedir şu an kendisi...

10 yorum:

Adsız dedi ki...

O albümdeki favorim "This heaven" şarkısıdır.

anl dedi ki...

yeni bloğun hayırlı uğurlu olsaun onurcum.takipteyiz :)

Onur Altunsaray dedi ki...

benim de "A Pocketful of Stones" eseridir.

Adsız dedi ki...

Onurcum sabırsızlıkla beklediğim blogun hayırlı olsun.Artık yazarsın demiii...?? Ayşe Önol

Adsız dedi ki...

durup durup zorla dinletirdin.pink floyd'u sen sevdirdin valla:)

Onur Altunsaray dedi ki...

Kimse uyumuyo mu bu saatte?:))

Adsız dedi ki...

gilmour is untouchable too =)

Adsız dedi ki...

örnek aldığım yada almaya çalıştığım yegane gitaristtir. Gilmour'ı anladığın için saol:):)

Adsız dedi ki...

ortalıkta bu kadar saçma iş varken bunları dinlemek bunlara hala çok değer verildiğini görmek mutluluk verici bişey. bu adamların hiçbiri ölmez.

Adsız dedi ki...

onur senin nie kompozisyondan ii aldıını anlıorum..kadıncağızada bu gitar öykülerini anlattısan YANİ..BİLEMİORUM..
eheh..güsel olmu cokk..cansu:)